Biraz Da Bunu Konuşalım: Ajanslar Ne İster?

Markaların ajanslarından istekleri ve beklentileri bilinir. Zaten hep konuşuruz, tartışırız, yaşarız bunları; hayatımızın bir parçasıdır. Öyle de olmalıdır! Fakat bu sefer başka bir şey yapalım, tersini de konuşalım istiyorum:

Bizim sektörün en yapısal problemlerinden biri “hep” markanın istekleri ve beklentileri üzerinde konuşmaktır. Marka şunu istedi, marka bunu istedi, marka şöyle diyor, markanın beklentileri bunlar, vs.  Hizmet sektöründe bu denli müşteri odaklı bir yaklaşım normal kabul edilebilir. Neticede markanın hedefleri için çalışıyor ajanslar. Fakat reklamcılığın sıradan bir “hizmet” olmadığı konusunda da hepimiz hemfikiriz sanıyorum. Bu hizmette başarıyı ortaklık bilinci getirir. Ortaklığın olduğu bir birliktelikte ise “peki ya ajansların istek ve beklentileri?” sorusu da çok önemlidir.

Yaratıcı ajanslar markaların pazarlama ve iş hedeflerine ulaşmasında onlara çok değerli iki şey sunar. Strateji ve yaratıcılık. Ajans marka ilişkisi bu nedenle daha çok bir ortaklıktır. Ortak bir hedefe giden, birbirini tamamlayan, uyum ile başarıyı getiren ekiplerizdir biz. Ortak akıl ve beraber çalışma kültürü edinemeyen marka-ajans birlikteliklerinden başarılı işler çıkması zaten hayaldir.

İşin enteresan tarafı, herkes bu birlikteliğin bir ortaklık olduğunu az çok bilir, dile getirir ve bu yaklaşım sektörde kabul görür. Fakat buna rağmen genelde sadece markanın istek ve beklentileri hep gündemdedir. Bir ortaklıkta sadece tek tarafın istek ve beklentilerini konuşmak o ilişkiyi zaten en baştan sağlıksız yapar.

Peki doğru bir marka-ajans birlikteliğinde ajanslar ne ister?

 

1.Güven: Her şeyin temeli. Ajanslar markalarına güvenmek ister. Ajans markası ile olan tüm iletişiminde açıklık, netlik ve bir bağlılık arar. Başarılı işlerde olduğu kadar başarılı olmayan işlerde de karşılıklı oturup konuşabilmek her şeyi tartışabilmek ister. Gerçekten ortak olduklarını hissetmek ister. Güvenin de yüzdesi yoktur, ben ajansıma %80 güveniyorum diye bir şey olamaz. Ajans da marka da birbirine ya %100 güvenmelidir, ya da birlikte çalışmamalıdır.

2.Saygı: Her ilişkinin temeli. Ama yine de belirtmek lazım. Ajanslar kendi vizyonlarına, bakış açılarına, fikirlerine saygı beklerler. Ama göstermelik, politik , sığ bir saygıdan bahsetmiyorum. Ajanslar karşılarında gerçekten ajansın katma değerini ve emeklerini gören, bunları dile getiren, beğenmediği işleri neden beğenmediğini açıklayabilen, ama her defasında teşekkür eden, doğru bir iş yapış kültürünü benimseyen markalar görmek ister.

3.Dürüstlük: Yine her ilişkinin temeli. Nihayetinde kimse kimseyle zorla çalışmaz. Madem ortada bir ajans ve marka işbirliği var; o zaman markalar ajanslarına karşı her konuda dürüst olmalılar. Net yorumlar ve geribildirimler bekler ajanslar. Konuşan, fikrini açıkça belirten, aklından geçenlerle eylemleri bire bir uyumlu olan insanlar görmek isterler karşılarında.

4.Yetkinlik: Ajanslar markasından her konuda uzman olmasını beklemez. Ajansın asıl beklediği, markanın, en önce markasına ve tüm pazarlama iletişimine çok hakim olmasıdır. Ürününü, markasını, içgörülerini, hedef kitlesini yalamış yutmuş, hedeflerini belirlemiş, ne yapmak istediğini iyi bilen marka insanları ister ajans karşısında. Bununla birlikte kendisini sürekli geliştirmesini ister. Dünyanın hızına yetişmesini, trendleri takip etmesini ve güncel kalarak tazelenmesini ister. Ancak bu şekilde ajansını etkili şekilde yönlendirebilir bir marka.

5.Güç: Ajanslar markasında güçlü olma ve karar alabilme yeteneği arar. Beğenilen işin onaylanmasını ister ajans. Karşısındaki markanın bu insiyati alabilmesini, gerektiği yerde cesur davranabilmesini bekler. Devlet memurundan farksız, risk almayan, sonuç odaklı olmayan markalar ajanslarda büyük hayal kırıklığı yaratır. Ajans peşinden gideceği markasının istekli, hevesli ve fark yaratma çabasını görmek ister. Sorumluluk, risk, karar ve aksiyon alan marka görmek ister ajans karşısında. Bu kadar net.

6.Hızlı ve Hazır Olmak: Çok hızlı bir çağdayız. Reklam dünyasının bu hıza ayak uydurması için ajanslar kadar markalar da hızlı ve çevik olmalı. Bir fikir doğru zamanda, doğru yerde geldiyse anı kaçırmayacak ve hemen harekete geçecek markalar ister ajanslar. Marka ajansı ile birlikte koşmaya hazır olmalıdır. Bu yüzden ajanslar markalarından her zaman hızlı ve hazır olmalarını bekler. Gereğinden karmaşık onay mekanizmaları, uzun süreçler, yoğun bürokrasi, üst yönetim ikna turları gibi şeyler ajansın hiç yaşamak istemediği olaylardır.

7.Beslenmek: Ajanslar markasından beslenmek ister. Her konuda. Bilginin, içgörünün, stratejinin ve yaratıcılığın sadece ajanstan markaya akması gibi bir ortam düşünülemez. Bu akış iki yönlü olduğunda ortada gerçek bir ekip var demektir. Bu yüzden ajans, kendisinden bir şey öğrenebildiği, gelişimine katkısı olan marka ister karşısında. Kısaca ajanslar markalarından beslenmek, onlardan bir şeyler öğrenmek ister. Bunu verebilen yetkinlikteki markalar, ajansını mutlu eder.

8.Motivasyon: Ajanslar, markaları için her şeylerini ortaya koyarlar. Yeteneklerini, becerilerini, güçlerini, beyinlerini ve tüm birikimlerini markaları için seferber eden insan grubudur onlar. Bu insanlar kendilerine gereken değerin verildiğini görmek ister. Gerçek, samimi ve sıcak bir değer. Bu motivasyonu bekler ajans markasından. Gerçekten ekip olduğunu hissettiği markası için de sonuna kadar mücade eder. Hatalar, eskikler, yanlışlar kadar; doğrular, başarılar ve emekler de her zaman gündeme getirilmelidir.

9.Heyecan: Ajanslar karşılarında içi geçmiş, ahı gitmiş vahı kalmış, gözünün feri sönmüş insanlar görmek asla istemezler. Toplantılarda veya her ortamda, pasif, tepkisiz, düşüncesini dile getirmeyen, heyecanını yitirmiş markaların ajanslarını mutlu etme ihtimali sıfırdır. Enerjisi yüksek, heyecanlı, dünyaya bir iz bırakmaya geldiğini gösteren insanlar görmek ister ajanslar. Hedefleri olan ve bu hedeflere koşmak için sabırsızlanan markalardır ajansın beklediği. O heyecanı yansıtan markaların peşinden gider iyi bir ajans. Heyecan bizim işin olmazsa olmazıdır.

Evet daha bir çok şey eklenebilir belki bu listeye. Ama bunlar en öncelikleri benim gözümde. Şimdi bunları okuyup, “e ajanslar önce kendilerine bir baksın” diyecekler olabilir. Baksınlar tabi, bakmalılar da zaten!  Ama bu yazının konusu “ajansların ne istediği” zira “markaların ne istediği” konusunda her gün bir şeyler yazıp çiziyoruz zaten :)

Ne mutlu ki ben yukarıda sıraladığım beklentileri karşılayan çok özel ve güzel bir çok marka ile çalıştım ve çalışıyorum. Onlar ile ayrılmaz bir ekip olmanın gururunu yaşıyorum.

Yeni yazıda görüşmek üzere,

Tayfun

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *